MENÜ
$Alış 5.9999Satış 6.0107
Alış 6.7256Satış 6.7378
£Alış 7.6842Satış 7.7242
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

ŞÜPHESİZ

71 defa okunduYorumlanmadı, , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Güncel, şüphesiz, sanatın beslenme kaynaklarından biridir. Tıpkı dün gibi…Bu noktada olması gereken, sanatçının ne söylediğinden daha çok, neyi nasıl söylediğidir. Söz konusu bakış/görüş olgusu, özgün bir dil ve söyleyiş inşasının da eşiğidir.

ŞÜPHESİZ
reklam
reklam

I

Güncel, şüphesiz, sanatın beslenme kaynaklarından biridir. Tıpkı dün gibi…

 

Bu noktada olması gereken, sanatçının ne söylediğinden daha çok, neyi nasıl söylediğidir. Söz konusu bakış/görüş olgusu, özgün bir dil ve söyleyiş inşasının da eşiğidir.

 

Dün, geniş bir söylemle tarih, silinmez bir köktür ve şüphesiz görmezden gelmek mümkün değildir.

Bu noktada olması gereken ise sanatçının (aydının) neyi, nasıl gördüğünde düğümlenir. Dünü yeniden üretmek, mümkün değildir şüphesiz. Gündelik beklentilerle tarihi çarpıtarak kısa vadede,  belli bir kesimde beğeni sağlansa da orta ve uzun vadede o metnin zamanın körkuyularında yitip gitmesi kaçınılmazdır.

 

Sanat eseri, bir propaganda metni değildir çünkü.

 

II

Ne uzun bir vedadır ah, insan ömrüne göre şüphesiz, yaşamak… O serencam iki nefes arasındaki…

 

III

Hayat, sanat ve sanatlar arası ilişki karşılıklı etkileşimlerle akıp giden çift akıntılı bir ırmaktır. Marius-François Guyard, Fransız karşılaştırmacı, “Hiçbir edebiyatın, gücünü yitirmeden kendi içine kapanabildiği görülmemiştir. Ulusal edebiyatlarda gerçekleşen en parlak başarılar her zaman yabancı katkılara dayanmıştır…” der. (Aktaran, Kemal Özmen, Turgay Fişekçi ile söyleşi, Modern edebiyatımızın çıkış noktası, Cumhuriyet Kitap eki, 04 Nisan 2019)

 

IV

Mektup, iki kişi arasındaki yazılı paylaşımlar, iç dökmelerdir. Bir diğer deyişle başkaları okusun diye yazılmazlar. Ancak; kültür-sanat söz konusu olduğunda yapılan mektuplaşmalar bambaşka bir boyut kazanır. Sanat tarihçileri ve eleştirmenler için o mektuplar paha biçilmez bir değer ve önem kazanırlar.

 

Aytekin Karaçoban, “Dünyadan Fransa” adlı köşesinde Le Monde’un kitap ekinde çıkan Georger Sand ve Gustave Flaubert arasında on yıl süren (1866-1876) mektuplaşmaların kitaplaşmasından yola çıkarak yazdığı yazıya şu tümceyle başlar. “Her şeyin hıza ve hızla tüketime yenildiği internet çağında mektuplaşan yazarlar var mı? Oturup uzun uzun yararlar mı birbirlerine? Sonra yazdıklarını bir zarfa koyup, pulunu yapıştırarak postalarlar mı? Yoksa kısa ileti ya da e-posta gönderileriyle mi yetinirler? Bundan 60-70 yıl sonra günümüz yazarlarının iletişimlerinden iz olarak ne kalacak?”  (Cumhuriyet Kitap Eki, 04 Nisan 2019)

 

Sanatçılar arasında yapılan mektuplaşmalarda ise onların yaratma sürecine ilişkin bilemediğimiz nice ayrıntıyı bulmak mümkündür. Onların özel yaşamlarıyla yapıtı arasındaki örtüşme ve/veya ayrışmalar bizim bakış açımızı değiştirebilir.

Mektuplaşmalarda aynı görüşte olmadıklarını, ancak her birinin ötekinin yapıtlarına karşı ne denli özenli bir dikkatle baktıklarını görürüz. Görüş ayrılıkları ise yeni mektuplaşmalara sebep olacaktır şüphesiz

 

V

Sanat, başkalarının gözüyle bize, topluma ve doğaya bakmamızın, görebilmemizin yordamını sunar. Sanatçı; gözlemlerinden –yaşanmışlıklar- yola çıkarak şeyleri yeniden kurgulayan bir simyacıdır şüphesiz. Şeklen değil, ruhen insan olmanın, olabilmenin, bir parçası olduğumuz doğanın diliyle konuşmaktır bu.

 

 

 

 

 

Gazanfer ERYÜKSELTüm Yazıları
reklam
Yorum Yaz

watch movies onlinemaltepe escortalanya escortporno izlekonya escortatasehir escortsanal sunucukiralık sunucugomovies
paykasa satın al