MENÜ
$Alış 5.8806Satış 5.8912
Alış 6.5255Satış 6.5373
£Alış 7.5352Satış 7.5745
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

SINAV GÜNLERİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

120 defa okunduYorumlanmadı, , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Bizim ülkemizde de başka ülkelerde de öğrencinin bilgi durumunu anlamak, başarıyı arttıracak izlenceleri geliştirmek için sınavlar yapılır. Sınava hazırlanan öğrenci de gönlünden geçirdiği okula girmeye çalışır.

SINAV GÜNLERİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
reklam
reklam

Bizim ülkemizde de başka ülkelerde de öğrencinin bilgi durumunu anlamak, başarıyı arttıracak izlenceleri geliştirmek için sınavlar yapılır. Sınava hazırlanan öğrenci de gönlünden geçirdiği okula girmeye çalışır.

 

Yayın organlarından öğrendiğimize göre Liselere Giriş Sınavına (2019) bir milyon dolayında öğrenci katılmış. 50-60 bin kadar öğrencinin puanı yüksek olsa da okullara belli sayıda öğrenci alınacağı için istedikleri okullara giremeyecekler, puanlara göre yerleşilecek. Çoğunluk da sınavsız öğrenci alan devlet okullarında okuyacak. İstedikleri okula girmek isteyenlerin bazıları için şişirme notlar, adres değişiklikleri vb. önceden ayarlanmıştır bile… Öğrencilerin bazıları da “ güven, ahlak, adalet”  uygulamasını anlayamamanın düş kırıklığını yaşayacaklar.

 

Yüksek puanla öğrenci alan bir lise dışında il merkezindeki bir lise ile ilçe lisesinde ya da sınavlarla öğrenci alınan liselerde aynı eğitim yöntemi, aynı ders izlenceleri olduğuna göre her yıl bu öğrenciler, evlerine en yakın lisede neden eğitilemezler de sınav yarışına girmek zorunda bırakılırlar!?  Gündem konusu edilmez.

 

Hangi eğitim yöntemi uygulanırsa uygulansın eksik ve tartışmalı bazı konuları olsa da öğrencinin elinde bakanlıkça belirlenmiş bir ders kitabı var. Sorun, ders kitabındaki temel bilgilerin öğretimi… Örneğin, bir matematik öğretmeni Okul- Aile Birliği toplantısında dert yanıyor: “ Öğrencilerimiz yedinci sınıftalar ama yarısına yakını çarpım tablosunu bilmiyor, dört işlemi yapamıyor. Geriye dönüp onlara anlatsam bilen öğrenciler beklemek zorunda kalıyor, yedinci sınıfın konusunu anlatsam sınıfın yarısı anlamıyor…”

 

Bu duruma çözüm arayan Millî Eğitim Bakanlığınca 3. ve 4. sınıf öğrencilerine okul dışı saatlerde Matematik ve Türkçe dersi verilmesi kararlaştırılıyor. Öğrenciye ilkokulda öğrenmesi gereken okuma yazma, toplama çıkarma vb. temel bilgileri bile ders öğretmeninin neden öğretemediği konusuna çözüm getirilmiyor.

 

Bir eğitim sendikasının(EĞİTİM-İŞ) araştırmasına göre: Okul yöneticilerinin yüzde 75,15’inin iktidar partisine yakın sendikaya üye oldukları, öğretmenin %78’inin verimli olamadığı…     Verimli olamayan bunca öğretmen ve yönetici konusuna çözüm getirilmez.

 

Görevini yapan  %22 dolayındaki öğretmen yeterli olamadığı için de her eğitim yılı sonundan yeni eğitim yılının başına dek bir curcuna… “ Hangi okul, hangi öğretmen, hangi özel etüt ya da dershane, kim, nerde, nasıl, kaç lira…”  Her zaman da “Kurslara gitmezsen başaramazsın” diyenler kazanırlar. Beş para kazanmayan öğrenci ülkenin en büyük işvereni durumuna getirildi.  Özel okullar, özel dershaneler, özel etüt merkezleri, özel öğretmenler, yardımcı kitap, test kitabı, dergiler, servis ve yemek işleri vb. Bu gelirlerden kimsenin vazgeçesi yok.

 

Parası olanların çoğu, çocuklarını kursa göndermekle iyi ettiklerini sanıyorlar. Okul dışı zamanlarını bir de özel kurslarda geçiren öğrencinin aynı konuyu yineleme işkencesi çocukça duygularını, iyi niyetlerini köreltiyor. Çocuklarımızın ruh sağlığı bozuluyor,  acımasız oluyorlar. Bazıları daha sınava girmeden mide ağrıları, baş ağrıları, kalp sıkıntıları vb. rahatsızlıklar yaşıyorlar.

Örneğin YGS sonuçlarına göre lise mezunu İki milyona yakın öğrencinin son beş yıldır girdiği sınavlardan 30-50 bin dolayında öğrenci tüm testlerden sıfır, öğrencinin yarıdan çoğu da Fen Bilimleri testinden sıfır alıyor…  Lise mezunlarının ortalama bilgisi ilkokul dördüncü sınıf düzeyinde…  Bu öğrenciler lise diploması almak için kaç sınavdan geçtiler, çoğu sınav kazanmak umuduyla bir de özel dershanelere gönderildiler ve kazanamayacakları baştan belli olan bu öğrencilere umutlar verilerek bazı özel kurumlara kazanç kapısı edildiler.

Devletin okulunda iyi bir eğitimin olduğunu biliyor, olabileceğine inanıyoruz. Özel kurslara da okul kurslarına da gerek kalmayacak eğitim ortamının hazırlanması devletin ve özellikle de Millî Eğitim Bakanlığının görevi ama ne yazık ki eğitim işi yazboz….

Okullarımızda görevlerini yapan yönetici ve öğretmenler de benzer okullarda benzer koşullarda çalışıyorlar. Görevlerini yapan yönetici ve öğretmenlerin öğrencisi olabilmek için bir mahalleden öbür mahalleye öğrenci servisleriyle seferler ediliyor. Yüksek okullar, bazı liseler, dershaneler, etüt merkezleri vb. yaptıkları seviye sınavlarıyla görevini yapan öğretmenlerin öğrencilerini almaya çalışıyorlar.

 

Günümüzde çok sayıda başvuru kaynağı var. Ders kitabından öğretilecek temel bilgiler, istenirse konunun özelliğine göre, birkaç cümle, birkaç örnek, deneyle vb. desteklenerek, biraz emek verilerek anlatılabilir ve dersi izleyen öğrenci de konuyu ders saatinde öğrenir.

 

Atatürk diyor ki: ““Bir ulus, eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş alanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferler kalıcı sonuçlar veremez.”

Atatürk’ün sağlığında hazırlıkları yapılan, sonra da uygulanan Köy Enstitüleriyle halkımız bilinçlenmiş, başarılı halk çocukları devletin üst yönetimlerinde görevlere gelebilmişlerdir. Toprak reformu çalışmaları, halkın bilinçlenmesi, bazı toprak ağalarının da bazı devlet yöneticilerinin de bazı sömürgecilerin de işlerine gelmez. Eğitim işini bilen, öğrencisini kendi okulunda eğiten, yönetici ve öğretmenlerin eğitildiği Köy Enstitüleri kapatılır(1954). Köy Enstitülerinin gözden geçirilerek günün koşullarına göre yeniden uygulanmasının gerektiği yazılır, söylenir ama çoğu milletvekili ve yöneticinin umrunda değildir.

      Öğrenci velilerinin çoğunluğu da “ Çocuğumun okulu ve öğretmeni var ben bir de neden kurs parası vermek zorunda kalıyorum, çocuğumun zamanı ve emeği boşuna neden harcanıyor” diyerek yasal haklarını aramaya çalışmıyor, cebindeki parayı vermeyi yeğliyor.

On yıllardır öğretmen yetiştiren okullardan başlanarak, devletin okulunda verilen parasız eğitim, elimizden kaydırılıyor. Sorunlarımızı çözmeye çalışmazsak parası olan okur, parası olmayan hep yönetilir.

 

18 milyon dolayındaki ilk ve orta öğretim öğrencisinin ana babasını seçme şansı yok ama eğitimi şans olmamalı…

 

Sağlıcakla kalın.

 

 

Hasibe YILDIRIMTüm Yazıları
reklam
Yorum Yaz