MENÜ
$Alış 5.6889Satış 5.6991
Alış 6.2847Satış 6.2960
£Alış 7.1166Satış 7.1537
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

SANAT MI, SPOR MU?

92 defa okunduYorumlanmadı, , , , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Sanat mı spor mu? Neden böyle bir soru ile başladığımı düşünüyorsanız hemen söyleyeyim: Bizi böyle bir tercih yapmak zorunda bırakan yeni eğitim müfredatında yapılan değişiklik maalesef. Biliyorsunuz eskiden resim, müzik ve beden eğitimi dersleri zorunlu ortak derslerdi. 2020 yılında liselerde 9. Sınıftan başlamak üzere kademeli olarak geçiş yapılacak olan yeni eğitim modelinde bu dersler ortak yani zorunlu olmaktan çıkarılıp seçmeli dersler sınıfına konuldu. Öğrenci bunlardan sadece bir tanesini seçmek zorunda. Resim ile müzik zaten seçmeli idi.

SANAT MI, SPOR MU?
reklam
reklam

Sanat mı spor mu? Neden böyle bir soru ile başladığımı düşünüyorsanız hemen söyleyeyim: Bizi böyle bir tercih yapmak zorunda bırakan yeni eğitim müfredatında yapılan değişiklik maalesef. Biliyorsunuz eskiden resim, müzik ve beden eğitimi dersleri zorunlu ortak derslerdi. 2020 yılında liselerde 9. Sınıftan başlamak üzere kademeli olarak geçiş yapılacak olan yeni eğitim modelinde bu dersler ortak yani zorunlu olmaktan çıkarılıp seçmeli dersler sınıfına konuldu. Öğrenci bunlardan sadece bir tanesini seçmek zorunda. Resim ile müzik zaten seçmeli idi.

Ünlü filozof Platon der ki; ‘bedenin gelişimi için nasıl spor eğitimi gerekliyse, ruhun gelişimi için de sanat eğitimi gereklidir’ der. Şimdi eğrisiyle doğrusuyla konuyu tartışalım. Bireylerin yaşlara göre gelişim basamaklarına bir bakalım. 0-7 yaş, fiziksel olarak kasların ve kemiklerin geliştiği bir yaştır. 7-14 yaş, enerjinin tap yaptığı bir evredir. 14-21 yaş ise duygusal bedenimizin geliştiği bir evredir. 21-28 yaş ise zihinsel gelişimin tamamlandığı bir evredir. Platon, bireylerin 28 yaşında felsefe eğitimine başlamaları gerektiğini savunur.

Örnek verecek olursak; çocuklar 7 yaşında ön dişlerini çıkarırlar. El -bilek koordinasyonu, kas ve kemik gelişimini bu yaşlarda önem kazanır. O yüzden eskiden okula 7 yaşında başlardık. Çocuklar bu yaşlarda oyun oynar, hoplayıp zıplar, koşar. İlkokul evresi çocuğun oyunla, masalla, müzikle, sporla eğitilmesi gereken bir evredir. Çocuk resimlerine baktığımızda, eğri büğrüdür. Zaman-mekan kavramı tam oturmamıştır. Hayal dünyasında ve kendi dünyasında yaşar.

Ortaokul evresinde çocuk gerçeklikle yüzleşmeye başlar. Güzel-çirkin, iyi-kötü vs. gibi zıtlıkları ayırt etmeye başlar. Kendi kişiliğini bulmaya başlar. Bu dönemde yetenekleri ve eğilimleri de yavaş yavaş belirginleşir. Neye ilgi duyduğu, merakları ve eğilimleri oluşur. Sosyal zekası, kapasiteleri ortaya çıkar. Geçiş evresi olduğu için çok iyi gözlem yapılmalı, yetenekleri pekiştirilmeli ve doğru yönlendirilmelidir. Sanat ve spor eğitimi küçük yaşlarda doğru verilmelidir.

Liseye geldiğinde 14 yaşından itibaren çocuk ergen yani genç bir birey olur ve ilk aşkıyla duygusal dünyası alt üst olur. Cinsel kimliğinin ve karşı cinsin farkına varır. Bu dönem en tehlikeli dönemlerden biridir. Hepiniz ergenlik döneminde ne tür sorunlar yaşadığınızı az çok tahmin edersiniz. Bir de üstüne 40 saatlik bir ders programı eklendiğinde genç kaçacak delik arar. 34 saatini kapalı sınıflarda teorik eğitimle geçirmek zorunda kalır. Resim, müzik ve beden eğitimi dersleri onun kurtuluşudur.

Şimdi asıl konumuza dönelim. Bu dersleri seçmeli yaparsanız gençlerin ilk tercihi spor olacaktır. Çünkü dışarı içeriden daha caziptir. Beden eğitimi dersi zorunlu ve kaçınılmaz olmalı. Çünkü nefes alabildiği, enerjisini dışa vurabildiği tek alandır. Bu bir ihtiyaçtır. Spor yapacak, kasları gelişecek, boyu uzayacak, sağlıklı olması için gerekliliktir. Buna bir itirazım yok. Karşı çıktığım nokta resim, müzik ve sporun aynı torbaya konması. Biri elma, biri armut biri de salatalık. Hepsi meyve gibi görünse de birbirinden farklı vitaminler içeriyor.

Öğrenciler birini seçmek zorunda bırakıldığında diğerlerinden mahrum kalacak. Sanat eğitimi zaten ülkemizde başlı başına bir sorun. Okulların çoğunda ne atölye var ne işlik. Depodan bozma bodrum katlarında izbe yerlerde sanat eğitimi verilmeye çalışılıyor. Müzik ile resim dersi arasında seçme olması daha mantıklı. En azından estetik ve sanat alanında kendini ifade etme şansı bulur. Aynı zamanda bu derslerin üçü aynı kefeye konulduğunda birçok öğretmenimiz norm fazlası durumuna düşecek. Yine eğitim yap boz tahtasına dönecek.

Gelişmiş toplumlara baktığımızda sanat eğitimi 5 yaşında başlıyor ve zorunlu. Bizim ülkemize baktığımızda herkes doktor, mühendis, avukat ama bilim alanında icat yapabilmiş bir bilim insanımız yok. Neden? Çünkü yaratıcı zekası çöpe atılmış. Merak duygusundan yoksun, ezbere dayalı bir eğitim sistemi. Sınavlardan sonra aynı soruyu sor, cevap veremez. Çünkü uygulama alanı yok ve yaparak yaşayarak öğrenme yok. El becerisi gelişmemiş, ortalık makine mühendisiyle dolu.

Diyeceğim o ki, daha çok fırın ekmek yememiz lazım. Bu yap bozdan ne zaman kurtulacağız? Her gelen milli eğitim bakanı yoğurt öyle yenmez böyle yenir diyor. Ah şu köy enstitülerini yeniden açsanız, insanlar meslek öğrense, kendi göbeğini kendisi kesse olmaz mı? Üretim yapamazsak, yakında kendimizi tüketeceğiz. Binlerce işsiz insanımız var. Her ile, ilçeye üniversite açmak yerine meslek liselerini çoğaltın, herkes bir işin ucundan tutarsa bu ülke kalkınır. Tarımı hayvancılığı destekleyin. Ormanlarımızı yakmayın, suyumuzu kirletmeyin, havamızı kirletmeyin.

Elinizi doğanın üzerinden çekin, doğayı kendi haline bırakın. Çok kısa sürede kendini yenileyecektir. Doğaya hükmetmek yerine doğanın bir parçası olduğunuzu hatırlayın ve doğayla uyum içinde yaşayın. Konu nereden nereye geldi değil mi? Hepimiz ölüp gideceğiz. Bunu hızlandırmanın bir anlamı yok. Yeni nesillere güzel bir dünya bırakalım.

Sanatla ve sevgiyle kalın…

Araştırmacı yazar: Aynur YÜCETÜRK

Aynur YuceturkTüm Yazıları
reklam
Yorum Yaz