MENÜ
$Alış 5.8826Satış 5.8932
Alış 6.6316Satış 6.6436
£Alış 7.4322Satış 7.4709
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

NEREDE KALMIŞTIK?

47 defa okunduYorumlanmadı, , , , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

İnsanlar doğar ve ölürler. Her doğum sancılı olur. Bebeklik ve çocukluk pembe düşlerin yaşandığı yıllar olarak kalır. Büyüdükçe o pembe toz bulutu yerini gri bulutlara, tozlara bırakır. Gün gelir ki hayatın sorunlarıyla baş başa kalınca simsiyah bir toz içinde buluverirsin kendini. Tabii ki bu söylediklerimiz herkes için geçerli değildir. Orta ve ortanın altındaki sosyal hayatla mücadele eden yaşamlar için geçerlidir. Yoksa bir eli yağda, bir eli balda tepede kendilerini ayrıcalıklı gören tabakalar görenler yaşamaz ve hissedemezler. Zaten hissetseler, o içinde eziklik duygusuyla törpülenen insanlar kadar hayata tutunamaz giderler.

NEREDE KALMIŞTIK?
reklam
reklam

İnsanlar doğar ve ölürler. Her doğum sancılı olur. Bebeklik ve çocukluk pembe düşlerin yaşandığı yıllar olarak kalır. Büyüdükçe o pembe toz bulutu yerini gri bulutlara, tozlara bırakır. Gün gelir ki hayatın sorunlarıyla baş başa kalınca simsiyah bir toz içinde buluverirsin kendini. Tabii ki bu söylediklerimiz herkes için geçerli değildir. Orta ve ortanın altındaki sosyal hayatla mücadele eden yaşamlar için geçerlidir. Yoksa bir eli yağda, bir eli balda tepede kendilerini ayrıcalıklı gören tabakalar görenler yaşamaz ve hissedemezler. Zaten hissetseler, o içinde eziklik duygusuyla törpülenen insanlar kadar hayata tutunamaz giderler.

Neden bugün böyle bir yazıyı hissettim. Tv ve çevremde gördüğüm insanların yaşamları ve davranışları dikkatimi çekti. Hele bir de yedi sekiz yaşlarındaki bir simitçi çocuk ilgimi çekti. Daha tepsiyi zor kaldıran bu çocuk o yaşta ekmek derdine düşmüş. Onu buna iten nedenler nelerdir, kim bilir? Arkadaşları oyun oynarken o simit satıyor. Hayatın bu acımasız çarkına erken kapılmış bir insan. Çay bahçesinde onu seyrederken hayatın ne denli zor olduğunu düşündüm. Aslında bazılarına göre zor desek daha doğru olur…

Biz her gün monoton olarak işlerimize düzenli gidip geliyoruz. Ve bir gün geliyor bir de bakmışız emekli olmuşuz. Gençliğimizdeki hayallerimizi gerçekleştireceğiz derken birden başka sorunlar içine gömülüp hayatın oyununa kanıp, kaybolup gidiyoruz. Haydi kanmayalım? Ne yapacağız? Biz bu hayatın kurulu düzeni içinde rolümüze devam etmekten öteye bir rolümüzü göremeyip, devam edeceğiz. Bu bizim akan dere içinde suya kapılmış bir odun parçası gibi alıp götürüyor. Ve bir yere bırakıp gidiyor. İçiniz kararmasın. Biraz tebessüm edin. Bizi hayata bağlayan sıcak gülümsemeler ve kahkahalardır hayata esnek baktıran. Oradan oraya koştursak, bizi ölünceye kadar süründürse de yaşamak, doya doya yaşamak hakkımız. İstediğimiz gibi yaşayamasak ta, yaşayabildiğimiz kadar yaşayacağız hayatta.

Temel fıkralarından bir tanesi aklıma geldi. Onu sizlerle paylaşayım;

Temel’in babası vefat eder… Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar: -Nasıl oldu? -30.kattan aşağıya düştü… -Vah vah desene çok feci ölmüş… -Yok yok öyle ölmedi… Tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi… -Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman? -Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına… —Demek çatıya çarpıp öldü. -Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti… —Deme ya! Çarpıldı o zaman… -Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı. -200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık… -Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye.. —Orada mı öldü? -Yooo… Oradan da yine kasaba… En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu; -Nasıl öldü bu adam? —Baktık durmuyor… Vurduk!

Bir türlü hayatta başarılı olamayan engellerle karşılaşan insanları kurtarmanın en kolay yolu onu ortadan kaldırmak değil, topluma kazandırmak olmalıdır. Bu toplum, birlikte çok büyük işler başarabilecek potansiyel güçlere sahiptir. Çalışan insanları kendimizden soğutup, koparmayalım. Sonra Nasrettin Hoca gibi ağaçtan yere düşüp, sonra niye düştüm diye düşünüp dururuz.

Vurmadan, vurulmadan; yaparak, yaşayarak bir gelecek kuralım kendimize.

Yeniden başlıyoruz düşünmeye ve paylaşmaya. SAHİ! NEREDE KALMIŞTIK?

Cengiz ÇETİKTüm Yazıları
reklam
Yorum Yaz

watch movies onlinemaltepe escortalanya escortporno izlekonya escortatasehir escortgomoviesbursa escort görükle escort bursa escort görükle escort bursa escortgörükle escortbursa escort görükle escortbursa escort görükle escort bursa escort görükle escort
paykasa satın al