MENÜ
$Alış 5.6929Satış 5.7031
Alış 6.3830Satış 6.3945
£Alış 7.0480Satış 7.0848
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

KÖY ENSTİTÜLERİNİN AHI MIDIR BAZI ÇEKTİKLERİMİZ

76 defa okunduYorumlanmadı, , , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

17 Nisan... Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü… Ulusal eğitimde emeği olanları saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.Köy Enstitülerinin kuruluşunda emeği geçenlerden İsmail Hakkı Tonguç diyor ki: “Tüketici eğitim yöntemi ile bir yere varılamazdı. Köy Enstitüleri, vatanı cennetleştirmek amacı güden kurumlardı. Onların kuruluşuna emeğini katanlar, bunun için vicdan huzuru içindedirler.”

KÖY ENSTİTÜLERİNİN AHI MIDIR BAZI ÇEKTİKLERİMİZ
reklam
reklam

17 Nisan… Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü… Ulusal eğitimde emeği olanları saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Köy Enstitülerinin kuruluşunda emeği geçenlerden İsmail Hakkı Tonguç diyor ki: “Tüketici eğitim yöntemi ile bir yere varılamazdı. Köy Enstitüleri, vatanı cennetleştirmek amacı güden kurumlardı. Onların kuruluşuna emeğini katanlar, bunun için vicdan huzuru içindedirler.”

 

Tonguç’un dediği gibi tüketici eğitim yöntemi ile bir yere varılamadı.

Son günlerde  “Acı soğana muhtaç olduk” diye bağıran bağırana…

Öğrencinin çoğunluğu, kimseciği yokmuş gibi…

“Köy Enstitülerinin zamanı geçti, şimdi bilgisayar var” diyenler oluyor.

 

Türk Eğitim Derneğinin hazırladığı 2012- 2013 Türkiye Eğitim Atlasında yer alan verilere göre Türkiye fen ve matematik alanında gücünü değerlendiremiyor. Öğrencilerimizin fen ve matematiğe ilgisi dünya ortalamasının üzerinde… 4. Sınıfta matematiğe ilgi %70, dünya ortalaması ise %48…  4. Sınıf öğrencileri dünya ortalamasında Fen’e % 53 oranında ilgi duyarken, Türkiye’de bu oran %73…     “

Çocuğun fen ve matematiğe ilgisi de var, bilgisayarı da var…

Yayın organlarından öğrendiğimiz bir araştırma sonucuna göre okul çağındaki çocukların %82’si boş zamanını bilgisayar, telefon vb. başında geçiriyor. Velilerin %50’si, öğretmenlerin %80’i derslerin olumsuz etkilendiğini düşünüyor.

 

YGS sonuçlarına göre iki milyon dolayında öğrencinin girdiği sınavlarda öğrencinin yarıdan çoğu Fen Bilimleri testinden sıfır alıyor… 600 bin dolayında lise mezunu öğrenci toplama çıkarma işlemini yapamıyor…

 

Okulda, öğrenciyi olumlu çalışmalara yönlendiren yönetici ve öğretmenler olacak ki öğrenci, bilgisayardan da kitaptan da yararlanmak isteyecek…

 

Kuruluş yıldönümünde Köy Enstitülerini bir kez daha anmak istedim.

1914 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti’nde yüzlerce yabancı okul ve dört yüzün üstünde Amerikan Okulu vardır. Lozan Barış Antlaşması ile kökü dışarıda olan bütün kurumlara karşı net bir tavır alınır, yabancı okul sorunu bitirilir.

Ulusal bir eğitim programından söz ederken Atatürk diyor ki: “Doğu’dan ve Batı’dan gelebilen bütün etkilerden tümüyle uzak, ulusal kişiliğimiz ve tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum.”(15 Temmuz 1921).

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde halka kısa sürede okuma yazma öğretmenin çareleri aranır. Cumhuriyetin onuncu yılına gelindiğinde okuma yazma oranı artmıştır ama köylünün gelir düzeyinde görünür bir artış olmamıştır. Çiftçinin kalkınmasını sağlayacak bir eğitim yönteminin gerekli olduğu görüşünde birleşilir.

 

“Tecrübe ilmin yarısıdır,” diyen, çiftçilik, hayvancılık, demircilik, bakırcılık, dokumacılık, halıcılık vb. işlerle uğraşan Atalarımız işyerinde; düğün, bayram,  doğum, ölüm vb. özel günlerle ilgili toplantılarda çocuklarına da yaşlarına uygun işleri yaptırarak iş içinde eğitmişlerdir.

Atatürk’ün sağlığında yıllar süren araştırma ve denemelerden sonra Atalarımızın yaptığı gibi öğrenciyi iş içinde eğitecek Köy Enstitüleri açılır, 17 Nisan 1940.

 

Öğretmen olacak öğrenci, sınavla alınır, “öğretmen”  kavramına uyan bilgi ve beceriye sahip olarak eğitilir, hata yapan öğrenciye  “ Sen öğretmen olacaksın,” diyen uyarılar gelir, sınıfında anlatacağı konu ile ilgili bilgi yanlışı bağışlanmazdı.    Öğretmen, her koşulda görev yapmaya hazır olurdu.

 

Her Köy Enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardır. Derslerin yarısı uygulamalı eğitimdir. Öğrenciler, gazete ve dergilerin yanında her sene en az 25 klasik romanı okurlar, en az bir müzik aletinin çalmasını da öğrenirler, birikimli aydınlar olurlar. Öğrenciler, kendileri de yönetime katılır, düşündüklerini söylerlerdi.

 

Köy Enstitüsünde yetişen öğretmenlerin, köylülere, hem okuma yazma ve temel bilgileri kazandırmaları hem de Toprak Reformu gerçekleşince, topraktan verimli yararlanma ve ürününü değerinde satma konularında destek olmaları beklenmektedir. Aynı zamanda sağlık işlerini, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, marangozluk vb. konularını da uygulamalı olara öğretebileceklerdir.

Yetiştirildikleri bölüme ve gönderilecekleri köye göre 150 parçaya varan araç gereç verilen öğretmenler, köylülerin de yardımıyla donanımlı köy okulları yaparlar.  Öğretmenin işi bilmesi ve işin başına geçip çalışması halka çalışma isteği verir, imeceye gönüllü gidilir.

 

Geleceğimizi, elleriyle dilleriyle ussuyla, ruhuyla biçimlendiren kişiydi öğretmenimiz.

“Vurduğu yerde gül biten…”

“ Eti senin kemiği benim” denebilen…

“Ağaç yaşken eğilir,” sözünü tutup kırıp dökmeden eğiten…

 

Türk Ulusu, Bağımsızlık Savaşını kazanarak hesapları bozmuştur ama sömürgeciler de amaçlarını yüz yıl öncelerden belirlemişlerdir: “Türkleri, kendi inançlarına, kültürlerine,  diline, tarihine, yaşayış tarzına,  görenek ve geleneklerine yabancı olarak yetiştirmek sonra da devletin önemli kurumlarının başına geçirmek…”

Alıntı, Soner Yalçın:  “Tarih:27 Aralık 1949 “ Türkiye ve ABD hükümetleri arasında Eğitim Komisyonu kuruldu. Komisyon; dördü TC vatandaşı, dördü de ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden oluştu. Çoğunluğu sağlamak için komisyonun başkanı ABD büyükelçisi oldu.  (…) bu Amerikalılar, okul müfredatlarını, öğretim politikasını kökten değiştirdiler.”

Alıntı, Suay Karaman: (…) 2006 yılında (…)kapalı oturumda geçirilen 5544 sayılı yasayla kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu’nun içindedir. (…) Müfredatları 3 aylık sertifikalı paralı kurslara çevirmekle görevli 10 yabancı uyruklu (ABD) uzmanın çalıştığı MYK, kamucu eğitimimizi piyasaya devretmeyi iyi beceren, bunun yasalarını ve kararnamelerini hazırlayan, YÖK’ten ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan daha yukarıda, tek yetkili bir çeşit sömürgeci piyasa üst kuruludur.

(…)En ilginç olan ise, 1949 yılından bu yana gelen hiçbir hükümet, bu anlaşmayı yürürlükten kaldırmaya çalışmamıştır.”

 

15 Temmuzda sömürgecilerle iş birliği içinde olduklarını öğrendiğimiz bazı eğitim görevlilerinin(!) on yıllardır yetkilerini ve kuralları kendilerinin ve sömürgecilerin çıkarlarına göre kullandıklarını gördük.

 

Bazı yöneticilerin eğitim işinde yaptıkları, yapmakta oldukları adaletsizlikler, eğitim çalışanlarının onurlarını, çalışma isteklerini kırıyordu. On yıllardır eğitim işinde yapılan yanlışlıkları anlatmaya çalışan, kural dışı uygulamalara karşı çıkan öğretmenlerin bazıları toplantılar, yürüyüşler düzenlediler, basın açıklamaları yapıldı, boykotlara gidildi, mahkemelere düşüldü, haksız yere sürülenler oldu ama bazı sorunlar aşılamadı.

 

Yönetici, öğretmen, öğrenci ve halkın el birliği ile eğitimi en uzak köylere götüren, özür üretmeyen, her koşulda görev yapmaya, güzelliği gönüllere katmaya hazır ruhu veren okullardı Köy Enstitüleri… Başka uluslara da örnek olmuştu, kapatıldı(1954). Günün koşullarına göre gözden geçirilerek yeniden uygulanmasının yararlı olacağına inanıyorum.

Sağlıcakla kalın.

 

 

 

Hasibe YILDIRIMTüm Yazıları
reklam
Yorum Yaz

maltepe escortalanya escortkartal escortporno izleantalya escortgomovies
paykasa satın al