MENÜ
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

KADININ ADI VAR

118 defa okunduYorumlanmadı, , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Kadınla erkek arasındaki birlikteliklerin biricik ahlâki biçimi olan, aşka dayanan birliktelikler, kapitalist toplumlarda yok denecek kadar az görülmektedir. Aşka dayanan birliktelikler tabii ki aynı zamanda insana yakışan, insancıl olan, insanlara layık olan birlikteliklerdir. O nedenle ahlâkîdir.

KADININ ADI VAR
reklam
reklam

Kadınla erkek arasındaki birlikteliklerin biricik ahlâki biçimi olan, aşka dayanan birliktelikler, kapitalist toplumlarda yok denecek kadar az görülmektedir. Aşka dayanan birliktelikler tabii ki aynı zamanda insana yakışan, insancıl olan, insanlara layık olan birlikteliklerdir. O nedenle ahlâkîdir.

İçinde yaşadığımız kapitalist toplumda ise kadın erkek ilişkileri salt çıkar ilişkilerine indirgenmiştir. Evlilikleri oluşturan harç salt maddi çıkarlardır. O nedenden de insanlar doyumsuzdur, dolayısıyla da mutsuzdur.
Bu sömürü düzeninde, korkunç, dayanılmaz bir yoksulluğa itilmiş milyonlarca aile bulunmaktadır. Bu ailelerin kadınları sofralarına bir dilim ekmek daha fazla koyabilmek için, çocuklarına bir şişe süt içirebilmek için çok düşük bir ücret karşılığında çalışmaya razı olmaktadırlar. Bu da kadının sömürülmesinin, aşağılanmasının önemli biçimlerinden biridir. Ve tüm bu sömürü biçimleri kapitalist düzen var olduğu sürece devam edecektir.
Bu düzende (insanın insanı sömürmesine dayanan düzenlerde) ekonomiye erkekler egemendir. Bu nedenle de bu düzende, genel olarak kadınlara düşen rol; yatak odasıyla mutfak arasındaki köleliktir. Ev işleri tek düzedir, her gün aynı işlerin yeniden yapılması gerekmektedir. Bu tekrar tekrar yapılan bıktırıcı işler kadının, kültürel, siyasi gelişimini engeller. Kadını alıklaştırır, otomatlaştırır. Dünyasını küçücük hale getirir. Evin dışındaki dünyayla ilgisini yitirmesine yol açar. Yani kadının insancıl gelişimini engeller.
Günümüzde bir devrim yapacaksan ileriye ya da geriye hiç fark etmez kadınla başlamalısın işe zira kadındır ana karakteri devrimin. Gelişmek istersen kadını eğit, bitirmek istersen kadını cahil bırak kaçınılmazdır istenilen sonuca ulaşmak.

Dünden bugüne kadının evrimine baktığımız zaman geriye doğru bir dönüşüm yaşanırken. Yine kadın Kendine en büyük kötülüğü yapmıştır. Atatürk’ün verdiği değerlere sahip çıkmak yerine önlerine konulanı kabul eden kadınlar. Aslında kendi kendilerine sonlarını hazırlamıştır. Topluma baktığımız zaman sofrada erkek yemeğin etlisini yer. Erkekliğe geçişi törenlerle kutlanırken, kız çocukları regl olduklarını saklar oysa sünnet nasıl bir erkek çocuğunun erkekliğe geçişi olarak algılanıyor ise kız çocuklarının da biyolojik olarak kadınlığa geçişiyken bunu utanılacak gizli saklı bir eylem olarak annelerine bile zor söyler durumdadırlar. Erkek bir kız arkadaş yapar ve bu övünülecek bir durummuş gibi bağıra bağıra söyleyebilirken kız çocuğu erkek arkadaşını babasından abisinden saklar. Buna benzer örnekler çoğaltılabilir. Kız çocuğunun hayırlısı ile evlendirilip baş göz edilme çabasına karşın erkek çocuğunun okutulup bir meslek edindirme çabası karşılık bulur. Günümüz Türkiye’sinde kız çocuklarını okutmak yerine evlendirmek isterken. Hastaneye gittiğimiz de utanmadan kadın doktor arayışında bulunan bir çarpışık zihniyetle kadının cahil kalmasında, şiddete uğramasındaki temel sebepleri hiç kendimizde aramıyoruz.

Her geçen gün ileriye devrim yerine geriye doğru evrilen ülkemizde başta kadınlar olarak mücadele etmek yarına dair gerçekten çağdaş bireyler yetiştirmenin mücadelesini vermek zorundayız. Zihniyetleri çağdaş çocuklar yetiştirmenin birinci kuralı aile içinde gerçekten eşit muamele gören kız çocukları yetiştirirken. Okullarımızda da bunu uygulamaya sokmak zorundayız. Okullarda kız çocukları ile erkek çocuklarını ayrı merdivenlerden, ayrı sınıflardan, ayrı kantinlerden vs vs ..ayrı ayrı kızı erkeği bir birinden farklı yaratıklarmış gibi davranırsak sonucunda da çocuk gelinlere , erkek çocuklarına tecavüze de, kadına şiddete engel olma şansımız bulunmamaktadır. Toplumda kadının adı yokmuş gibi davranmak yerine gerçekleri kabul edip bakış açılarımızı değiştirip acil olarak önce aile de sonra toplum zihniyetinde kadının hakkettiği eşit vatandaşlık haklarının kağıt üzerinde değil uygulamada yaşama geçirilmesi gerekmektedir.

Aslında tüm bu yazdıklarımı Mustafa Kemal ATATÜRK çok güzel özetlemiş.

“Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe; hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye, eski devirlerdeki gibi basit değildir. Gerekli özellikleri taşıyan evlat yetiştirmek, pek çok özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız, hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgin olmaya mecburdurlar!”

 

Feray AtalayTüm Yazıları
www.ferayatalay.com.tr
reklam
Yorum Yaz