MENÜ
$Alış 5.8826Satış 5.8932
Alış 6.6316Satış 6.6436
£Alış 7.4322Satış 7.4709
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

DİLİN KEMİĞİ YOK Kİ GEM VURASIN

63 defa okunduYorumlanmadı, , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Sevdiğiniz birine bir hediye verdiğinizi düşünün. Onu bile bile kötü kullandığını görseydiniz ne hissederdiniz? Diyelim ki ona bir araba verdiniz; fakat sonradan öğreniyorsunuz ki onu dikkatsizce kullanarak insanlara zarar veriyor. Böyle bir durumda hayal kırıklığına uğramaz mıydınız?

DİLİN KEMİĞİ YOK Kİ GEM VURASIN
reklam
reklam

Sevdiğiniz birine bir hediye verdiğinizi düşünün. Onu bile bile kötü kullandığını görseydiniz ne hissederdiniz? Diyelim ki ona bir araba verdiniz; fakat sonradan öğreniyorsunuz ki onu dikkatsizce kullanarak insanlara zarar veriyor. Böyle bir durumda hayal kırıklığına uğramaz mıydınız?

İşte konuşma yetimiz de böyle,  bu yetimizi bir hediye gibi düşünmeli uygun şekilde kullanmalı özde insan olabilmeyi başarabilmeliyiz. Ağzınızdan hiçbir kötü söz çıkmasın, fakat ihtiyaca göre yapıcı sözler söyleyin, böylece işitenler yarar görsün. Sözler büyük bir güce sahiptir.  “Dilin sakinliği hayat ağacıdır, çarpıklığı ise ruhu yaralar.” Sakin ve yatıştırıcı şekilde konuşan biri karşısındaki kişi üzerinde canlandırıcı bir etki yapar. Gerçekleri çarpıtan biri ise başkalarını yaralar. Gerçekten de sözlerimizin hem yaralama hem de şifa verme gücü vardır.

Malum dilin kemiği yok ki gem vurasın. Bu nedenle çok düşünmeli ona göre konuşmalı. “İnsan vardır, kılıç saplar gibi düşüncesizce konuşur”. Aceleyle ve düşüncesizce söylenmiş sözler derin duygusal yaralara neden olabilir ve ilişkileri bozabilir. Bir sözün yüreğinize kılıç gibi saplandığı hiç oldu mu? Öte yandan aynı özdeyiş şunu da belirtir: “Erdemli insanın dili ise şifadır.”  erdem edinen birinin düşünceli sözleri, incinmiş bir yüreğe merhem olabilir ve ilişkileri düzeltebilir.

Ne kadar uğraşırsak uğraşalım dilimizi tamamen kontrol altında tutamayız. O halde sözlerimize dikkat etmemizi gerektiren ikinci neden şudur: Ego ve kusurluluk yüzünden dilimizi kötü kullanmaya eğilimli miyiz? Sözlerin kaynağı yürektir ve yaradılış gereği kötüye meyillidir insan. ‘insanın yüreğinin eğilimi kötüdür’ Bu nedenle dilimize gem vurmak büyük çaba gerektirir. Dilimizi tam olarak kontrol altında tutamasak da bu konuda gelişmek için çaba harcayabiliriz. Akıntıya karşı yüzmeye çalışan biri nasıl sürekli bir mücadele vermeli ise, biz de dilimizi kötü kullanma eğilimiyle sürekli mücadele etmeliyiz.

Küfür ve başka açık saçık sözler günümüz dünyasında günlük konuşmaların bir parçasıdır. Birçok kişi konuşurken doğru sözcüğü bulamadığında ya da sözlerine vurgu katmak istediğinde küfreder. Komedyenler insanları güldürmek için genellikle cinselliği malzeme olarak kullanır ve kaba bir dille konuşurlar. Ancak böyle sözler gülünecek bir şey değildir. Bu ciddi bir konudur. Bir kişi defalarca uyarılmasına rağmen son derece ahlaksız, bayağı ve yoz bir dil kullanmayı alışkanlık edinir ise bu onun yaşam ve düşünce şekli haline dönüşür.

Dedikodu, iftira. İnsanlar başkalarının hayatı hakkında konuşmaya eğilimlidir. Başkaları hakkında konuşmak her zaman zararlı mıdır? Yararlı ve olumlu haberlerin paylaşıldığı masum bir sohbet zararlı değildir. Bununla birlikte, biri konuşurken gerçekleri saptırıyorsa ya da özel meseleleri açığa vuruyorsa dedikodu yapmış olur. Hatta böyle konuşmalar iftiraya kadar gidebilir. İftira “bir başkasının adını karalayan sahte suçlama” anlamına gelir ve her zaman zararlıdır.

Aşağılayıcı sözler  insanları incitebilir. Kabul etmek gerekir ki, kusurlu yapımızdan dolayı hepimiz bazen pişman olacağımız şeyler söylüyoruz. “kötü sözler”, “zarar veren konuşmalar” ve “aşağılayıcı bir dil” olarak geçer. Onur kırıcı isimler takmak ya da sürekli sert eleştirilerde bulunmak gibi aşağılayıcı konuşmalar başkalarının öz saygısına zarar verebilir ve kendilerini değersiz hissetmelerine neden olabilir. Özellikle de çocuklar her şeye inanmaya hazır ve hassas olduklarından aşağılayıcı sözlerden çok zarar görebilirler. Doğru olmayan ve kırıcı sözler söyleme alışkanlığımız varsa ne iç dünyamızda nede çevremizde mutlu olmamız imkansızdır. Çünkü böyle bir konuşma tarzı yıkıcıdır.

Başkalarına yapıcı ve güç veren sözler söylersek hem karşımızdaki kişiyi olumlu güdüleriz ve başarabilmeyi teşvik ederiz hemde de iç dünyamızla çatışmamış oluruz. Sözlerimizin “yapıcı” olabilmesi için böyle bir konuşma tarzının basit ama önemli üç özelliğini akılda tutmalıyız: Sözlerimiz yararlı, doğru ve nazik olmalı.

 

“Sözleriniz her zaman . . . . hoş ve çekici olsun”

Birini en son ne zaman övdüm?

“Lütfen” ve “Teşekkür ederim” diyerek başkalarına saygı gösteriyor muyum?

Sohbet sırasında genellikle kendimden mi söz ediyorum, yoksa başkalarının duygu ve düşünceleriyle de ilgileniyor muyum?

Başkaları hakkında bildiklerimi onlara güç vermek için mi, yoksa zarar vermek için mi kullanıyorum?

Küfürlü konuşmalar hakkında ne düşünüyorum ve bu konudaki görüşüm yüreğimdekilerle ilgili ne gösteriyor?

Başkalarını neden övmeliyiz?  İçten övgü. Başkalarını içtenlikle övmeliyiz. Neden?  “Yeri geldiğinde söylenen söz ne güzeldir!” Kendinize şöyle sorun: “Biri beni samimiyetle övdüğünde kendimi nasıl hissediyorum? Böyle bir övgü kendimi iyi hissetmemi sağlamıyor mu ve bana cesaret vermiyor mu?” Gerçekten de, içten bir övgü birilerinin sizi fark ettiğini, sizinle ilgilendiğini ve çabalarınıza değdiğini hissetmenizi sağlar. Böyle bir onay almak kendinize güveninizi artırır ve sizi daha çok çaba harcamaya isteklendirir. Övülmek sizi mutlu ediyorsa, sizin de başkalarını övmek için elinizden geleni yapmanız gerekmez mi?

Başkalarının iyi yönlerini görmek için kendinizi eğitin, sonra da onları övün. İçten bir övgü böyle kişilerin yüreğini etkileyebilir ve onları ruhen güçlendirebilir. Benzer şekilde ailede de eşlerin birbirinden içten övgü ve takdir sözleri duymaya ihtiyacı vardır. Özellikle de çocuklar fark edildiklerini ve takdir edildiklerini hissetmekten büyük yarar görür. Bitkiler için güneş ve su ne kadar önemliyse çocuklar için de övülmek ve onaylanmak o kadar önemlidir. Siz anne babalar, çocuklarınızın güzel niteliklerini ve çabalarını övmek için fırsat arayın. Böyle bir övgü çocuğunuzun cesaretini ve güvenini artırır, ayrıca doğru olanı yapmak üzere daha çok gayret etmesini sağlar.

Teselli edici ve yüreklendirici sözler.  Şundan emin olabiliriz ki, derin bir üzüntü içinde olan kişileri teselli etmek ve yüreklendirmek için gösterdiğimiz çabalar size de iyi gelecek. Sorunu halletmeniz gerektiğini düşünmeyin. Çoğu durumda basit sözler böyle birine çok yardım eder. Morali bozuk olan kişiye onunla ilgilendiğinizi hissettirin ama öğüt vermeyin. Tabi ki insan olarak hepimizin zaman zaman öğüt almaya ihtiyacı var. “Öğüt dinle, verilen terbiyeyi benimse ki, ileride hikmetli olasın” Öğüt vermek sadece ihtiyarların sorumluluğu değildir. Anne babalar çocuklarına öğüt verir. Olgun kişilerin genç kimselere öğüt vermesi gerekebilir. Birbirimize duyduğumuz sevgi, saygı nedeniyle, karşımızdakinin kırılmadan kabul edebileceği öğütler vermek isteriz. Peki bunu nasıl başarabiliriz? Bir öğüdün daha etkili olmasını sağlayan etkenleri üç başlık altında inceleyebiliriz.

1) Öğüt veren kişinin tutumu ve niyeti,

2) Öğüdün dayanağı

3) Öğüdün verilme tarzı.

Öğüdün etkisi en başta onu verene bağlıdır. Kendinize şöyle sorun: “Benim için öğüt kabul etmek ne zaman kolay oluyor? ” Öğüt veren kişinin sizi önemsediğini, iyi niyetli olduğunu ve bunun kişisel bir mesele olmadığını bilirseniz öğüdü daha kolay kabul edersiniz. O halde başkalarına öğüt verirken sizin tutum ve niyetiniz için de aynı şey geçerli değil mi?  Öğüdün daha etkili olmasını sağlayan başka bir etken de onun doğru tarzda verilmesidir. Nazik bir öğüt daha kolay kabul edilir ve kişinin onurunu zedelemez.

Sözlerimizin büyük bir gücü olduğunu, yapıcı ya da yıkıcı bir etki yapabileceğini unutmayalım. O halde insanın konuşma yetisini amaçladığı gibi yapıcı şekilde kullanmak için çaba harcayalım. Böylece sözlerimiz çevremizdekileri yüreklendirecek ve canlandıracaktır. Daha barış dolu, sevgi dilinin hakim olduğu iletişim ile mutlu bayramlar…

Feray AtalayTüm Yazıları
www.ferayatalay.com.tr
reklam
Yorum Yaz

watch movies onlinemaltepe escortalanya escortporno izlekonya escortatasehir escortgomovies
paykasa satın al