MENÜ
$Alış 5.6889Satış 5.6991
Alış 6.2847Satış 6.2960
£Alış 7.1166Satış 7.1537
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

ÇANAKKALE’Yİ KURTULUŞ SAVAŞINIKAZANAN RUHU YAŞATMAK

30 defa okunduYorumlanmadı, , , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Türkiye Cumhuriyetine giden yolu açan 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü kutlu olsun. Bu toprakları yurt eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, tüm şehitlerimiz ve toprağa verilmiş gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

ÇANAKKALE’Yİ KURTULUŞ SAVAŞINIKAZANAN RUHU YAŞATMAK
reklam
reklam

Türkiye Cumhuriyetine giden yolu açan 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü kutlu olsun. Bu toprakları yurt eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, tüm şehitlerimiz ve toprağa verilmiş gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

25 Nisan 1915… Çanakkale Boğazını geçemeyenler karadan saldırırlar. Türk Ulusunun karşısında dünyanın en büyük askerî gücü vardır. Mustafa Kemal’in önderliğindeki Türk Ordusu karadan da geçit vermez.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasına dayanılarak İstanbul, İzmir,  Antalya, Adana, Antep, Maraş, Urfa ve çevrelerindeki iller Anadolu içlerine doğru düşman eline geçmeye başlar.

15 Mayıs 1919’ da Yunan güçleri İzmir’e çıkarlar ve kentte zafer turu atarlar. Bu görüntüye daha fazla dayanamayan gazeteci Hasan Tahsin silahını çeker, öndeki Yunan bayraktarını alnından vurur.

 

19 Mayıs 1919… M. Kemal bazı silah arkadaşlarıyla Samsun’a çıkar. “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Topraklarımıza düşman girince İstanbul’da ardı ardına 150- 200 bin kişinin katıldığı toplantılar düzenlenir. Birçok tanınmış kişi düşmana karşı halk direnişini savunan konuşmalar yapar. Yurt çapında Ulusal bilinç ve Kuva-yı Milliye duyguları uyandırıp örgütlenmeye destek olurlar. Gösterilerde kadınlar etkin biçimde yer almışlardır.

23 Mayısta Sultan Ahmet Alanında Türk siyasi tarihinin o güne kadar yapılmış en büyük kitle gösterisinde halkı duygulandıran Halide Edip Adıvar’ın konuşmasından bir bölüm:

“Kardeşler, Vatandaşlar,
Yedi yüzyılın şerefi, göğe yükselen bu minarelerin tepesinden Osmanlı tarihinin yeni faciasını seyrediyor.  Bu meydanlardan çok zaman alay halinde geçmiş olan büyük kıtalarımızın ruhuna hitap ediyor, başımı bu görünmeyen ve yenilmez ruhlara kaldırarak diyorum ki: ‘Ben İslamiyet’in bedbaht bir kızıyım ve bugünün talihsiz fakat aynı derecede kahraman devrinin anasıyım. Atalarımızın ruhları önünde eğiliyor, onlara bugünün yeni Türkiye’si adına hitap ediyorum ki: silahsız olan bugünkü milletin kalbi de onlarınki gibi yenilmez güçtedir.”

 

Kadınlar da cephe gerisinde… Tarla sürülüyor, harman kaldırılıyor, cepheye gönderiliyor, pamuk ekiliyor, eğriliyor, dokunuyor, askerin giysileri hazırlanıyor, kağnılarla cephane taşınıyor. Karar verilmiştir, düşman kovulacaktır…

 

10 Ocak 1921: Düşman kuvvetleri Batı Cephesi Kumandanı Albay İsmet ve orduları tarafından İnönü’nde çok ağır bir yenilgiye uğratılır. Halkın zafere olan inancı güçlenir.

 

Yüzbaşı Agâh Efendi ve Ütğm Feyzullah Efendi az sayıda silah arkadaşlarıyla şehit olacaklarını bile bile köy yolunda düşman ateşini üstlerine çekerler, tümü de şehit olurlar ama bu sürede süvarilerimiz de daracık dağ yolundan geçerek düşmanı arkadan çevirirler…

 

26 Ağustos 1922… “ Çok kanlı bir savaş başlamıştı. Kuran okunarak kılınan sabah namazından sonra erler, başlarında subayları olmak üzere bir yılda hazırlanan ve geçilmez denilen demir örgülerin, dikenli tellerin üzerine atıldılar.

Lord Kinross, ilk saldırı anını “Atatürk” adlı kitabında şöyle betimler; “ Yunan mitralyözleri, dalga dalga gelen Türk Askerlerini ot gibi biçti. Biraz sonra, ölüler tel örgülerin önünde ehramlar gibi üst üste yığılmış, katı toprağın yüzünde akan kanlardan kızıl gölcükler oluşmuştu. Ancak arkadan gelenler, arkadaşlarının ölüleri üzerine basarak tırmanıyor ve tel örgüleri aşıyordu.” (  Metin Aydoğan)

 

Anlatan: Topçu Nişancı Onbaşı Hasan Oğlu Mustafa Bayram, Ayvalı Köyünden… (…) Sakarya Savaşının bütün yokluklara rağmen nasıl kazanıldığını, Mustafa Kemal Paşanın nasıl çalıştığını şu gözlerimle gördüm. Yirmi iki gün geceli gündüzlü savaşımızda yemek ve içmek aklımıza dahi gelmedi. Kendini Kaf Dağında sanan gavurun perişanlığını ah bir görseydin… Bizim eskisini bulamadığımız tüfek ve topun onda (Yunan) yenisinin sayısı yoktu. Yunan’dan aldığımız silahla biraz silahlanabildik.(…)

Büyük Taarruzda düşmanı Kayadibi, Yıldırım Kemal yönünde takiple Dumlupınar’a vardık Bu harpte zaferi değerli Paşa kazanıyor. Bütün gavurlar “ Türkler, Yunan’ı buradan çıkaramaz demişler, ne yaptık gördüler, Kemal’i tanıdılar. Dumlupınar’da gavur diye bir şey koymadık. Namussuzun Paşasını bile esir ettik. Afyon’dan İzmir’e 13 günde harb ederek hangi millet varabilir? Onu ancak Türkler yapabilir, bizler yaptık.”(Hasan Özpunar, Anılar ve Fotoğraflarla İşgal Günlerinde Afyonkarahisar)

 

Atatürk diyor ki: “ Bu gün hepimize düşen ortak görev, ulusal değerlere, bilince, Cumhuriyete sahip çıkmak, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşını kazanan ruhu korumak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktır. Türk Ulusu dili, kültürü, tarihi ve saygın kimliğiyle aydınlık yarınlara el ele güçlü biçimde yürüyecektir.”

 

Bugün uygulanmakta olan eğitim yöntemi ile Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşını kazanan ruh ve bilinç gelecek kuşaklara nasıl aktarılır?!

Eğitsel çalışmalar  (Adı da nedense İngilizce sözcük olan  “kulüp”) seçmeli ve isteğe bağlı oldu, öğrencinin çoğunluğu eğitsel kol çalışmaları yerine cep telefonu ile oyalanmayı yeğliyor.

Ulusal bayramlar alanlardan çekildi, katılmak isteğe bağlı oldu. Bayram günü tatil ama aile de gelmiyor, öğrenci de…

Ders kitaplarında Kurtuluş Savaşı ve Atatürkçülüğü anlatan konular azaltıldı.

Öğrenciyi kendi okulunda bir işin başına geçiren İş Eğitimi dersleri kaldırıldı.

Öğrenci her sabah birlikte Andımız’ı okurdu, o da okutulmuyor!..

Okulu ve öğretmeni olduğu halde öğrenci çoğunluğu bir de özel dershane vb. kurslarda…

 

Mikrofonu ele alıp da “ Birbirimizi sevelim, sayalım, kardeş olalım vb.” demekle sevginin, saygının vb. olmadığını da son yıllarda artan öğrenci olayları, kadın cinayetleri, cinsel saldırılar, uyuşturucu kullanımın yaygınlaşması vb. gösteriyor. Bu Ulus 15 Temmuz gecesi kendi çocuklarının ihanetini gördü.

 

Bazı belediyelerin, ünlü bir sanatçı ile bayramı şenlik havasında geçirme çalışmaları iyi görünüyor ama Ulusal bayram kutlamanın bir amacı var: Ulusun varlığını ve birliğini sürdürmesi için Ulusal değerlerimizin yaşatılması gereklidir. Alanlarda kutlanacak Ulusal Bayramlara hazırlanmak, okuldaki tüm eğitsel kol öğretmen ve öğrencilerinin elbirliğini gerektirir. Alanlar dayanışma, disiplin, zaman, ahlak, saygı, sevgi, düzen vb. ister. Savaş, deprem, su baskını, yangın, salgın hastalıklar vb. güçlükler karşısında bocalamadan dayanışmaya hazır olunur. Çocuklarının çalışmalarını görmek isteyen ana baba, konu komşu, hısım akraba alanları doldurur. Ulusal bayramlarda halk eğitim işini denetler.

 

Ulusal Bayramlarda Türk bayrağını başının üstünde taşıyarak uygun adım yürüyen öğrenciler görevi almışlardır; bilirler ki köklü bir kültürü, tarihi kahramanlıklarla, büyük öncülerle dolu bir ulusu geleceğe taşıyorlar. Öğrenci, atalarımız gibi bağımsızlığımızı ve cumhuriyetimizi korumak için ölümü göze alacak duygularla geleceğe yürüyor. Bağımsızlığımızı, Cumhuriyetimizi korumaya ve savunmaya hazırdırlar.

 

Bu topraklarda bayrağımızı dalgalandıranların torunları olarak çocuklarımıza, kültürümüzün içinde olan Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşını kazanan ruhun aktarılmasını, milletin ruhunu, azim ve iradesini güçlü tutacak eğitimin verilmesini istiyoruz.

 

Ulusal coşkuyla kalın.

 

 

 

 

Hasibe YILDIRIMTüm Yazıları
reklam
Yorum Yaz