MENÜ
$Alış 5.7538Satış 5.7642
Alış 6.3654Satış 6.3769
£Alış 7.0138Satış 7.0504
reklam
reklam
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

BİR HİTİT MASALI

105 defa okunduYorumlanmadı, , kategorisinde, tarihinde yayınlandı

Hitit kralının küçük oğlu Budhalalima (15), yalnız başına ava çıkmış. Kral olduğunda ülkesini yönetirken yalnızlığının ona ne tuzaklar kuracağını hissetmek için. Hattuşaş dağlarında bir vaşakla karşılaşmış. O zamanın vaşakları daha vahşi, daha sevimliymiş... Hattuşaş vaşakları, zorlu bir eğitimden sonra krala kedilik ederlermiş...

BİR HİTİT MASALI
reklam
reklam

Hitit kralının küçük oğlu Budhalalima (15), yalnız başına ava çıkmış. Kral olduğunda ülkesini yönetirken yalnızlığının ona ne tuzaklar kuracağını hissetmek için. Hattuşaş dağlarında bir vaşakla karşılaşmış. O zamanın vaşakları daha vahşi, daha sevimliymiş… Hattuşaş vaşakları, zorlu bir eğitimden sonra krala kedilik ederlermiş…

 

Alıp saraya götürmek istediğinde vaşak bir pençe ile Budhalalima’nın yüzünü yırtmış ve kaçıp gitmiş Kaçkar’a doğru… Prens yırtık yüzüyle saraya dönmek istememiş, yalnızlığının tadını çıkara çıkara dolaşmış durmuş, ama yolunu da şaşırmış. Sonunda bir vadiye inmiş, Hayret Vadisi’ne. Vadide Asurlu kervancılarla karşılaşmış. Kervancılara prens olduğunu söylememiş, “Yalnız bir avcıyım…” demiş…

 

Bezirgânlar delikanlıyı çok sevmişler, onun güzel Hititçesinden de yararlanmak istemişler ve birlikte Hattuşaş pazarına gelmişler. Yaralı yüzünü sakladığı için kimse prensi tanıyamamış. Bir ara saraya uğrayıp dönmek için bezirgânlardan ayrılmış. Saraya varmış ki, kapısı kilitli! Etrafa sormuş “Kral nerede?”  diye. Demişler, “Kaybolan oğlunu aramaya gitti, Kraliçeyle birlikte…”

 

Prens buna çok sevinmiş, babası onca iş güç arasında ve savaş sırasında oğlunun derdine düşecek kadar seviyormuş onu demek ki. Ama bu duyguyla birlikte tuhaf bir özgürlük duygusu da yerleşmiş kalbine; Kendinden başka herkesin kayıp sandığı bir insan. “Kendim mi, o da kim? Bir prens… Ama bir vaşak prensten daha özgür…” diye söylenmiş. Kendi olanı aramaya karar vermiş ve bezirgânların yanına dönmüş. Bezirgânlar işlerini bitirip Adana’ya gitmeye hazırlanıyorlarmış… Prens Budhalalima, onlarla birlikte gelmek istediğini söyleyince, kıvırcık kır sakallarını sıvazlayarak sevinçlerinin bildirmişler. Kervan yola düzülmüş, gündüz bir başka macera, gece bir başka heyecanmış… Budhalalima, yıldızlara baka baka uyumanın sonsuzluk duygusu veren tadını soluk soluk içine çeker, uzaydaki küçücüklüğünü içli bir şarkı gibi mırıldanıp uyumuş… Ve Adana pazarına varmışlar…

 

O günlerde Mitanniler ile Hititler’in amansız savaş günleriymiş… Mitanniler’in kralının küçük kızı Prenses Allalaya, yaralı askerlerin bakıldığı bir hastanede gönüllü hemşirelik yapıyormuş. Askerlerin hepsi, bin atlı, Allala’ya âşıkmış… Onu bir daha görmek amacıyla ölmemek için kurnazca savaşıyorlarmış, yaralanıp hastaneye dönmek içinse cesurca… Allalaya, o gün Asurlu bezirgânlardan gazlı bez almak için pazara inmiş… Asur gazlı bezi pek meşhurmuş… İşte Budhalalima ile orada karşılaşmış. İlk bakışta değil, son bakışta hiç değil, görür an ile görmez an arasındaki zamanda birbirlerine âşık olmuşlar.

 

Allalaya, hafif aksak, serçe parmağı orta parmağından uzun, bir gözü şehla, güzel mi güzel bir kızmış! Bir bakan bir daha unutamıyormuş onu. Budhalalima, aşkın bir amaç olamayacağını o gün anlamış… Aşk benim bir parçam, demiş. Arayış bir amaç olabilir mi? Hayır. Arayış bir kılavuz duygu; başka şeyler amaç olabilirmiş…

 

Görünüşte bir hemşire ile bir bezirgân yamağı, ama soyluluk böyledir işte, ikisi de birbirlerini anlamışlar. İkisi de düşman, birbiriyle savaşan iki kavimin çocukları, ama âşıklar. Ne yapsınlar?

 

Allalaya bir çözüm bulmuş; “Savaşı biz durdurabiliriz.”

 

Prens şaşkınlıkla şöyle demiş; “Nasıl?!”

 

“Birlikte Hattuşa’ya gidelim. Sen beni kaçırmış ol. Babam beni çok sever, ben elinizdeyken saldırmaz Hititlere, anlaşmaya yanaşır…”

 

Prensin aklı yatmış bu işe ve yüce bir amacı olmasının gurur dolu mutluluğunu hissetmiş… Birlikte dağlar aşmışlar, yıldızların altında sevişip uyumuşlar ve Hattuşa’ya varmışlar…

 

Hitit kralının oğlunu Mitanniler’in kaçırıp öldürdüğünü sanıyormuş ve o öfkeyle ha bire “Savaş, savaş, savaş…” diyormuş… Oğlunu karşısında görünce, hem de güzel bir kızla, hemen haber göndermiş Mitannilere, “Savaşı bırak, barışa gel…” diye.

 

Ve barış yapılmış. Ardından iki ülke sınırlarında, tarihler yalan yazar bunu yazmaz, sanırız Ihlara vadisinde kırk gün kırk gece düğün yapmışlar. O kırk gün boyunca, Hitit, Mitanni binlerce genç birbirine âşık olmuş, aşka ve çocuğa karışıp gitmişler…

 

Kıssadan hisse: Hiçbir masalın sonu yoktur aslında. Sonlu masal insan ömrünün kısalığındandır… Sonsuzluğa katlanmak insana göre değildir…

Gazanfer ERYÜKSELTüm Yazıları
reklam
Yorum Yaz

gomoviesmaltepe escortalanya escortkonya escortatasehir escortantalya böcek ilaçlamayozgat otel
paykasa satın al